24 Ekim 2013 Perşembe

Eski Bir Dost.. Teşekkürler Dost..

Yalnızlığın kutsanmış kollarında huzur bulmuşken bir gün bir yerde birisi çıkar karşına ya da kimsenin karşına çıktığı yoktur içine gömülmüşken bir kez daha kozandan başını uzatırsın  "merhaba dünya "diye. Tüm masumiyetin çipil çipil uykusundan uyanmış gözlerinden içeri akan görüntülerle hızla geride kalır. Yenidoğanın safiyeti ile merhaba dersin, önce sözcüklerini sonra dudaklarını sunarsın. Teslimiyetinin bedeli ihanet olsa bile bu kadar çabuk dönmek istemezsin delinmiş kozana, zaten yeniden koza örecek halin de yoktur. İyice dibe gitmeli dibe inmeli çıkmak için değil, yeniden başlamak için değil; dibin kuytu, karanlık, serin görünmezliğinde kendinin dahi göremeyeceğin bir yere..Dipte de yaşayabilmelisin tüm çürümüşlüğün içinde soluk alıp verebildiğini gördüğünde şaşkınlığın nefes almandan çok yüzeyde olanlardan bihaber yaşayanların çokluğuna olacaktır.

Huzursuz ruhlar kendi çağrışımlarıyla genleşir kabına sığmaz olur, geçmişin tortusu en ufak dalgalanmayla yerinden oynamasa da bazı dip depremlerine gebedirler ne zaman ve nereden vuracağı belli olmayan. Kendi çalkantısının taşırdığı dalgalar gözyaşları olarak fışkırırken ifrazatını atamamanın yoksunluğunda bir iç yıkanmasına yaramaz çoğu zaman. Ağlar ağlar ağlar gözyaşıbeden olana kadar...Aradığı huzuru kendi iç dinginliğinde bulamayacağı gibi sevgilinin güven vaat eden kollarında da bulamaz. Taşlar yerinden oynayalı o kadar uzun zaman olmasına rağmen çocukluğunun soğuk gecelerine küskün, gelecekten umarsız, yorgun biçare kalbinin atışlarının duracağı saati kollarlar...